21 Eylül 2017, 17:08:03

 

 

 

Gönderen Konu: Saglık  (Okunma sayısı 8169 defa)

Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« : 26 Şubat 2008, 23:16:46 »
DİS SAGLIGI

Gunluk yasamda farkında olmadan yaptıgımız hatalardan kurtularak daha saglıklı dıslere sahıp olabılırız. Dıslerı curuten 9 hata:

1)Sureklı kahve molası:

Gun boyu kahve ,cay ve atıstırma alıskanlıgı agızda asıt salgılayan bakterılerın dıs yuzeyınde yasmasına ve dıs curumesıne neden olur.

2)Sıgara kullanımı:

Sıgara ıcmek agız kokusuna ,dıslerın sararmasına ve agız kuruluguna sebep olmaktadır

3)Dıs ıpının onemı:
 Sadece dıs fırcalamak agız temızlgınde tek basına yeterlı degıldır

4)Dıs fırcalama:

Agız saglıgının en onemlı bakımı dıslerı fırcalamaktır.Dısler her yasta gunde en az ıkı kere fırcalanmalıdır.Dıs fırcası uc aylık perıyotlarla yenılenmelıdır,dıslerı fırcalarken fırca kuru olmalıdır.
5)Yemek dısınde tuketılen tatlı:
Tatlıların yemek ogunlerı ıcerısınde tuketılmesı dıs saglıgı ıcın onemlıdır.

6)Su ıhtıyacı:

Yemek yedıkten sonra dıs ıcın yapılacak en ıyı sey su ıcmektır.Yemek sonrası ıcılne bır bardak su,yemek parcalarını agızdan uzaklastırır ve agızdakı asıdık ortamı notrler.

7)Meyve ve sebzelerden kacmayın:
Meyve ve sebzelerın ıcerdıgı vıtamınler dısetlerı ıcın cok onemlıdır.Ayrıca elma gıbı sert meyve ve sebzelerınısırılarak tuketılmesı,on dıslerde mekanık temızlıgı saglar.



Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Banu Ermiş, özellikle sigara tiryakilerinin tercih ettiği beyazlatıcı diş macunlarının uzun süreli kullanımının dişlere ve diş etlerine zarar verdiğini bildirdi.


Eğer çürük dişiniz varsa; bu hastalıklara hazırlıklı olun!

SAÐLIKSIZ ve iltihaplı dişlerin insan vücudundaki bütün organları olumsuz yönde etkilediğini belirten Selimiye Devlet Hastanesi'nde görevli Diş Hekimi Sercan Ulugöl, “Çürükler başta kalp krizi olmak üzere görme bozukluğu, beyin, mide, böbrek ile romatizmal hastalıklara neden oluyor” dedi.
Ülkemizde İnsan salığını etkiliyen bir çok hastalığa neden olan ağız sağlığına yeterince dikkat edilmediğini vurgulayan Diş Hekimi Ulugöl, “Gerek bilinçsiz toplum, gerekse altyapının yetersizliği nedeniyle birçok insan diş bakımı ve tedavisi ile ilgilenmiyor. İhmal edilen diş sağlığı, başta kulak ve gözler olmak üzere tüm vücudu etkiliyor. Ne yazık ki birçok insanımız diş sorunu nedeniyle ya eklem romatizması hastalığına yakalanıyor, yada kalp krizi sonucu ölüyor” diye konuştu.
Vatan
« Son Düzenleme: 25 Nisan 2008, 18:17:48 Gönderen: destina_ »
Yaþamak bir agac gýbý tek ve hür
Ve bir orman gibi kardescesine...

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Kpss Forum Kpss Soruları , 2017 kpss 2013 kpss soruları, kpss sonuçları

Saglık
« : 26 Şubat 2008, 23:16:46 »

 

 

 


Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #1 : 10 Mart 2008, 23:51:59 »

GUNDUZ 6 DAKIKA UYKU HAFIZAYI YENILIYOR.

Alman bılım adamlarınınyaptıgı bır arastırmaya gore cok kısa uykular bıle hafızanın tazelenmesınde buyuk fayda saglıyor.



Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Kpss Forum Kpss Soruları , 2017 kpss 2013 kpss soruları, kpss sonuçları

Saglık
« Yanıtla #1 : 10 Mart 2008, 23:51:59 »

 

 

 


Çevrimdışı lavinya

  • Tam Üye
  • ***
  • İleti: 597
  • Karma +0/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #2 : 11 Mart 2008, 11:58:49 »
Zaman sıkıntısından şikayet edenler için Çok Fazlı Uyku sistemi diye birşey var; cesaret edebilen olur mu bilmiyorum ama benden bahsetmesi...
Şöyle ki:

Bizler tek fazlı uyku modelini kullanıyoruz. Gece saat 12 de yastığa başımızı koyuyoruz, sabah saat 7-8 gibi kalkıyoruz. Bu tip uykuya tek fazlı uyku deniyor.Ve yetişkin birisi için tek fazlı uyku modeli ile günde 7-8 saat uyumak gereksizdir.

Çok fazlı uyku modeli ise REM uyku evresinin tamamlanmasına yönelik bir uyku modeli.
Uyku 5 evreden oluşuyor. Ve bu evreler kendi arasında Rem ve Non-Rem olmak üzere ikiye ayrılıyor. Rem evresi kişinin bedensel ve ruhsal uyku ihtiyacının karşılandığı evredir. Beyinin tamiri bu evrede gerçekleşiyor. Rüyalarda bu evrede görülüyor.

Kişi günlük sadece REM uyku evresini tamamladığında asla uykusuzluk çekmiyor. Beden için gereken uyku ihtiyacı karşılanmış oluyor. Rem evresi dışındaki diğer evreler kısaltıldığında kişide asla her hangi bir sağlıksal sorunla karşılaşılmıyor.

Yapılan araştırmalarda Çok fazlı Uyku modelini kullanan kişilerin Tek Fazlı Uyku modelini kullanan kişilere göre daha dikkatli, aktif ve performansının yüksek olduğu gözlemlenmiş. Çok fazlı Uyku modelini kullananların beyni aktivitelerini daha hızlı ve verimli yerine getirdiği kanıtlanmış.


Günlük Yaşam Süresini 1.5 katına çıkarmak isteyenlere:

Bir çok ünlü isim Uberman Sleep modelini kullanıyormuş. Einstein, Tesla, Napoleon,Winston Churchill,Edison, Newton bu isimlerden bazıları…
Tekne yarışçıları, astronotlar (özellikle kriz anında) ve askerler de bu uyku modelini kullanıyorlarmış da bizler habersizmişiz.

Bu uyku modeli ile yaşam sürenizi 1.5 katına çıkarıyorsunuz. Artık “zamanım olsa neler yapardım” serzenişi sizden epey bir uzaklaşıyor.


Polyphasic Sleep veya Çok Fazlı Uyku nasıl modelleniyor?

Bu uyku modelinin temelinde Rem evresinin tamamlandığını dile getirmiştik. 4er saat aralıklarla 30ila 45 dk uyuyarak günlük Rem uyku evresi tamamlanabiliyor. Uygulaması zor olmasına karşın vücudun bu uykuya adapte olması hiçte uzun bir süre gerektirmiyor. 14 günün sonunda artık siz de Polyphasic Sleep uykusuyla hayatınızı devam ettirebiliyor oluyorsunuz. Bu 14 günlük sürecin 3. ve 10. günlerinde kişilerin zorlandıklarını ama bu zorluğun atlatıldığında Polyphasic Sleep uyku modelinin artık yerleştiğini uzmanlar araştırmalarında ortaya koymuşlar.


Yaptığımız çalışmalar neticesinde bir çok kişi artık günde 4-5 saat uyuyarak hayatını devam ettiriyor.

-Leonardo da Vinci : yalnızca her 4 saatte bir yarım saat uyurmuş.
-Isaac Newton : saatlerce bi dünya maketinin önünde çalışmasını sürdürüyormuş,ve uykusu geldiğinde eline bi metal alıp koltuğuna geçen uyuyormuş.15 dakika sonra o metali elinden düşünce tekrar düşünmeye başlıyormuş.ve uykusu geldiğinde tekrar onu eline alıyor ve 15 dk sonra düşünce yine uyanıyormuş.yani nerdeyse hiç uyumuyormuş.
-Edison : çalışmaları sebebiyle uyumayı ve yemek yemeyi bile beceremeyen büyük dahi her 3 saatte bir 15 dk uyuyarak geçirdi hayatını.yani günde 2 saat uyuyarak.

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #3 : 15 Mart 2008, 00:16:22 »

Greyfurt suyu hakkida bir uyari…

İcilen ilaclarin karacigerde parcalanip atilmasini engelleyen dunya daki
tek meyveymis. Boylece greyfurt  ile ilac aliyorsaniz ve ilaca 1 hafta
boyunca devam ederseniz tum  ilaclar sanki bir kere de yutulmus gibi
vucutta duruyormus. Bu ilaclarin turune gore olumler bile
olabilmekteymis. Lutfen ilac kullanirken GREYFURT yemeyiniz veya
suyunu icmeyiniz.



Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #4 : 01 Nisan 2008, 22:07:46 »

Bahar aylarında, nem ve buharlaşmayla birlikte havadaki elektrik yükünün ve negatif iyonların arttığı, bunun da, "Bahar yorgunluğu" olarak adlandırılan bazı rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olduğu bildirildi.

Baharın gelmesiyle birlikte güneşin daha etkin olmaya başladığını, bunun
da havadaki nem miktarını artırdığını anlatan Demir, bu durumun ise
havadaki elektrik yükünün değişmesi anlamına geldiğini belirterek,
"Elektrik yükündeki değişim sadece insanları değil doğadaki tüm
varlıkları etkiliyor" dedi.
Demir, havada pozitif ve negatif olmak üzere iki türlü iyon bulunduğunu
dile getirerek, "Havadaki pozitif iyonlar arttıkça insanlar kendilerini
daha zinde ve mutlu hissediyorlar. Negatiflerin artması ise bahar
yorgunluğu denilen belirtilerin ortaya çıkmasına neden oluyor" diye
konuştu.

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #5 : 12 Nisan 2008, 21:27:25 »
CİLDE İLAÇ GİBİ GELEN MİNERALLER


Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Uz. Dr. Ayfer Aydın cilde, saçlara, tırnaklara ve gözlere canlılık katmaya yarayan vitamin ve mineralleri açıkladı
* C Vitamini: Kolajen yapı için gereklidir, cilt esnekliği sağlar. Narenciyelerde, kivide, orman meyvelerinde ve maydanozda bulunur.
* Çinko: Kolajen yapı için çok önemlidir. Saçın beyazlamasını engeller. Kabak çekirdeği ve zencefil kökünde bulunur.
* Sülfür: Bağlayıcı dokuların inşa edilmesine yardım eder. Lahana, brokoli, sarmısak ve soğan en zengin kaynaklarıdır.
* Silika: Cilt esnekliğinin korunmasını sağlar ve kemikleri güçlendirir. Sağlıklı tırnaklar ve parlak saçların oluşmasını sağlar. Salatalık, domates, dolmalık biber ve yulafta bulunur.
* Magnezyum: Hücre zarlarındaki su pompalanmasını kontrol eder ve atıkların temizlenmesini sağlar. Aşırı tuz ve diğer toksinlerin neden olduğu fazla su tutulmasının önüne geçerek hücreyi rahatlatır. En iyi kaynak yeşil yapraklı sebzelerdir.
* Beta karoten: Cildi güneş yanığına karşı korur. Havuç ve yeşil sebzelerde bulunur.


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı begum1988

  • Tam Üye
  • ***
  • İleti: 248
  • Karma +0/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #6 : 13 Nisan 2008, 12:31:18 »
GÜZEL BİLGİLERDİ TEŞEKKÜRLER_DESTİNA VE LAVİNYA
KiNime BoðarýM seNi,
NefretimLe titretiriM bedeNini,
AzraiLin oLur keserim NefesiNi!!


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #7 : 16 Nisan 2008, 05:49:00 »
GÜÇLÜ HAFIZA İÇİN NE YAPMALI?

İşte, evde, her yerde veri bombardımanına maruz kalıyor ve yavaş yavaş her şeyi unutuyorsanız, hafızanızı güçlendirmek için, gereksiz e-mailleri okumamak gibi basit formüller deneyebilirsiniz
Dün akşam yediğiniz yemekleri bir çırpıda sayabiliyor musunuz? Peki ya eşinizin doğum gününü, telefon numaranızı veya banka şifrenizi bir yere yazmadan aklınızda tutabiliyor musunuz? Eğer cevabınız 'hayır'sa üzülmeyin, çünkü çağımızda pek çok kişi bu tip hafıza problemleri yaşıyor. Aslında her şey teknikte bitiyor. Bazı kodlamalar, ufak anımsatıcılarla size kabus gibi gelen, akılda tutması en zor olan şeyleri bile kolayca hatırlayabilirsiniz. Hafıza güçlendirme ile ilgili merak edilenleri, Alge Eğitim Danışmanlık'ta etkin hafıza dersleri veren Tuğrul Türkan anlattı.
ÖÐRENME HİÇ BİTMEZ
* Bilgilerin ilk olarak aktarıldığı kısa dönemli hafızanın kapasitesi çok sınırlıdır. Algılar devamlı sürer. Dış dünyadan yeni duyumlar alırız. Yeni bir şey işitiriz, bir şey okuruz, bir fikir aklımıza gelir. Yeni verilerin ön belleğe girebilmesi için de, eskileri boşaltırız, yani unuturuz. Özetle, unutmanın bu kadar çabuk olmasının iki temel sebebi vardır: Aynı anda az veri akılda tutabilen bir bellek yapımız vardır ve yeni bilgiler eskileri dışarı iter.
* Hafızayı; 'yaşananları, deneyimleri zihne kaydetme, zihinde saklama ve hatırlama gücü' olarak tanımlayabiliriz. Örneğin bir insanla tanıştığınızda, önce o kişinin ismini zihninize kaydedersiniz, zihinde bir yerlerde saklarsınız ve o kişiyle tekrar karşılaştığınızda ismini hafıza deponuzdan geri çağırırsınız, yani anımsarsınız.
* Hafıza temelde iki bölümden oluşur: Bilgilerin ilk olarak depolandığı kısa dönemli hafıza ve kalıcı bilgilerin saklandığı uzun dönemli hafıza.
* Kişilerin hafıza seviyeleri birbirinden farklıdır. Bu farkı yaratan birçok faktör var. İlgi, dikkat, gereksiz bilgiyi filtreleme, gözlemin keskinliği ve tabii ki zihinsel davranışlar arasındaki farklar.
* İki kişiye 20 kelimelik bir liste okunduğunda ve bir dakika sonra hatırladıklarını yazmaları istendiğinde, sadece kelimeleri içinden tekrarlayarak ezberlemeye çalışan kişi, en fazla yedi-sekiz tanesini anımsayabilir. Öte yandan, dinlerken kelimeleri belirli bir mantıkla gruplayan, sınıflandıran, eski bilgileriyle ilişkilendiren, görselleştiren kişi ise muhtemelen hepsini ya da büyük çoğunluğunu kolayca hatırlayacaktır.
OFİS VERİMİ DÜŞÜRÜYOR
* Açık ofis sistemi bir yandan şirketlerin hiyerarşik yapılarını yumuşatırken, diğer yandan da üretkenliği düşürüyor. Konsantrasyonun dağılması temelde iç ve dış uyarıcılarla bağlantılıdır. Açık ofis ortamı içerisinde çalışanların herhangi bir kesintiye uğramadan çalışmalarını devam ettirmeleri çok zor.
* Bir telefon zili, cep telefonu mesajı, e-posta ya da iş arkadaşınızın konuşmasıyla dağılıyorsunuz ve çalıştığınız konuya tekrar odaklanabilmeniz 10-15 dakikanızı alıyor. Bu da oldukça verimsiz bir ortam yaratıyor. Yapılan bir araştırmada sık sık e-posta kesintilerine uğrayan çalışanların IQ'larının 10 puan düştüğü gözlemlendi.
* Aynı anda birçok iş yapmaya multi-tasking deniyor.Bir rapor okurken, aynı anda televizyon seyretmek ve biriylesohbet etmek, multi-tasking'e en güzel örnek. Ya da çalışırkenişi yarım bırakıp, gelen e-postaları okuyup, birkaç telefon ediptekrar yapılan işe geri dönmek... Sorun şu ki, aynı anda birdenfazla işle uğraşırsanız, ikisini de pek az anımsarsınız.
* Bir araştırmaya göre; çalışanların bir e-postaya cevap verdikten sonra tekrar eski işlerine yoğunlaşmaları 15 dakika alıyor. Yani multi-tasking üretkenliği düşürüyor. Konsantrasyonunuzu geliştirmek ve hafızanızı güçlendirmek istiyorsanız, özellikle çalışma zamanınızda aynı anda birçok işle uğraşmaktan kaçının.
* Sadece çok önemli bilgileri öğrenmeyi seçin.
* Konuya dikkatinizi verin ve konsantre olun.
* Spam e-postaların size ulaşmasını engelleyin. Araştırmalara göre size atılan e-postaların yüzde 20-25'i spam. Bunlar dikkatinizi dağıtıyor, konsantrasyonunuzu düşürüyor. Bunun için bloke edici yazılımları kullanın.
* Spam olmayan ama size bir fayda da sağlamayan gereksiz e-postalara kısaca göz atın ve silin. Hatta en iyisi çalışma arkadaşlarınızdan, dostlarınızdan, çok gerekli değilse bu tarz e-postaları yollamamalarını isteyin.
* E-posta geldiğini haber veren pop-up'ları kaldırın.
* Lüzumsuz toplantılara katılmayın.
* Uzun ve gereksiz telefon görüşmelerinden sakının.
* İnternette geçirdiğiniz faydasız saatleri azaltın. Çalışırken Messenger gibi konuşma programlarını kapatın.


sABAH

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #8 : 19 Nisan 2008, 00:04:20 »
LEKELERE YOL AÇIYOR

Güneş gören cilde sıkılan parfüm güneş lekelerine yol açıyor.
Tenin güneş gören bölümüne parfüm sıkılması durumunda, vücutta istenmeyen lekelerin oluşabileceği belirtildi! Çukurova Üniversitesi Öğretim Görevlisi Zuhal Akbaba “Parfümü güneşin görmediği yerlere, elbise içine, üzerine veya saçlara, tene değmeden sıkın. Asla vücuda sürülen parfüm güneş ışığıyla temas etmemelidir. Cildin güneş gören yerine sıkılan parfüm, ciltte renk bozuklukları yapıyor.
Çok sık karşılaştığımız bir durum. Bazı hanımlar kulak etrafında, boyun kısımlarında lekelenmeleri gösterip, 'Ben güneşten sakınıyorum ama bu lekeler neden oluyor?” diyor. Parfümü kullanırken hep kulak arkası ve boynumuza sıkarız. Güneş ışığı, gölge dahi olsa parfümün sıkıldığı cilt yüzeyini etkileyip leke bırakıyor."


ERKEKLERE DE UYARI VAR

Erkeklere de aynı uyarıyı yapan Zuhal Akbaba şöyle devam etti: “Kolonyada yüksek derecede alkol var. Tıraş kolonyası, tıraş losyonu kullanılıp güneşe çıkıldığında, güneş, alkolle birleşince yüzde leke oluşturuyor. Tıraş sonrası dışarıya çıkmadan önce mutlaka güneş kremi kullanın. Bunlar geriye dönüşü olmayan lekeler olabilir. Çok zor tedavi olurlar. Lazer gibi pahalı bir tedavi şekli veya kozmetiklerle uzun süren bir tedavi şekli gerektirir.
« Son Düzenleme: 19 Nisan 2008, 00:05:25 Gönderen: destina_ »

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #9 : 19 Nisan 2008, 23:39:25 »
10 SANİYE ÖNCE KARAR VERİYOR

Bir araştırma, beynin, kişi daha farkına varmadan 10 saniye önce karar verdiğini ortaya koydu
Araştırmayı yöneten Leipzig Beyin Bilimleri merkezinden John-Dylan Haynes, Nature Dergisi’ne yaptığı açıklamada, "Biz, kararımızı bilinçli aldığımızı düşünürdük. Ama yapılan araştırmalarda ortaya çıkan sonuç, bilincin, sadece buzdağının görünen parçası olduğunu gösterdi" dedi. Tennessee’deki Vanderbilt Üniversitesi uzmanlarından Frank Tong da, araştırma sonucunu "oldukça dramatik" diye niteledi. Tong, "Beyin faaliyeti söz konusu olduğunda, 10 saniyelik süre yaşam boyu anlamına gelir" diye konuştu. Yapılan araştırma sırasında, beyinleri MR ile incelenmekte olan 14 gönüllü deneğe akıp giden harf zinciri gösterildi. Sağ ve sol ellerinde birer düğme bulunan deneklerden, ekranda akıp giden harf zincirinden akıllarında kalanını, düğmeye basarak saptamaları istendi. Böylece, MR aracılığıyla, beynin aldığı kararla, kişinin verdiği karar arasındaki 10 saniyelik fark açıkça belirlendi

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #10 : 24 Nisan 2008, 17:35:46 »

  Sağlık Bakanlığı, ''Aspirin Plus C Efervesan Tablet'' adlı ilacın 2 serisinin uygun bulunmaması nedeniyle geri çekilmesini istedi.

Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczaclık Genel Müdürlüğü tarafından il sağlık müdürlüklerine, ilgili ilaç firmasına ve Türk Eczacıları Birliğine (TEB) ''acele'' ibaresiyle gönderilen resmi yazıda, bakanlık tarafından yaptırılan inceleme ve analizler sonucunda uygun bulunmaması nedeniyle Bayer Türk Kimya Sanayi LTD. ŞTİ. adına ruhsatlı olan ''Aspirin Plus C Efervesan Tablet''in 67645 ve 67646 seri nolu ürünleri hakkında, (eczane, ecza depoları ve hastanelerden) 2. Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi yapılmasını istendi.

Yazıda, Polifarma İlaç Sanayi ve Tic. A.Ş. adına ruhsatlı olan ''Polifleks yüzde 20 Mannitol Sudaki Solisyon 150 mg'' adlı ürünün 0706004-1 seri numarasının da yine ''uygun bulunmaması'' nedeniyle 2. sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uygulanması yapılması istendi.

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #11 : 25 Nisan 2008, 14:19:57 »
GÜNEŞ ÇOÐALTIYOR

Denizli Devlet Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Rezzan Er, güneşin, ergenliğin, hamileliğin ve doğum kontrol haplarının benlerde artma ile büyümeye neden olabileceğini bildirdi.
Dr. Rezzan Er, yaşam boyunca vücutta yeni benlerin oluşabildiğini ifade etti. Benlerin en çok ilk 20 yılda ortaya çıktığını ancak 50-60'lı yaşlara kadar devam ettiğini kaydeden Er, "Benler bazen büyüyor, bazen küçülüyor, renk değişimleri yaşanıyor hatta ileri yaşlarda benler kayboluyor. Çoğu zaman bu değişimlerin farkına bile varmıyoruz. Güneşe maruz kalındığında, ergenlikte, gebelik ve doğum kontrol haplarının kullanıldığı dönemlerde benlerde; sayı artması, büyüme, renklerde farklılaşma gibi değişimlerin olabiliyor. Bunlar, korkulmaması gereken fizyolojik değişimlerdir." dedi.
Er, bazı benlerde kötü huylu tümörün (malign melanom) gelişebildiğini de belirterek, "Kötü huylu tümör, yüzde 70 oranında normal deriden kaynaklanırken, yüzde 30 oranında da mevcut benin zaman içinde uğradığı değişiklik sonucu ortaya çıkıyor. Bu noktada, değişimleri önceden fark etmek büyük önem taşıyor. Çok çeşitli klinik görünümleri olabilen benler, zaman içinde ortaya çıkan değişimleri insanları korkutuyor. Bu değişimler fizyolojik olup, insanların kısa zaman diliminde ve hızla oluşan değişiklere karşı dikkatli olmaları gerekiyor." diye konuştu.

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #12 : 25 Nisan 2008, 23:35:37 »
Ünlü tıp doktorları Michael Roizen ve Mehmet Öz kilo vermede sıkça tekrarlanan hataları anlattı:

1: Patates ve ekmek tüketmek kilo aldırır:

Aslında tam tersidir diyebiliriz. Nişasta içeren sebzeler ve ekmek (sadece kepek ekmeği), vücudunuzda beyinden kaslara kadar ihtiyacınız olan kaliteli karbonhidratı içerirler. Elbette ekmeğinizin üzerini tereyağı ile kaplar veya patatesi haşlanmış değil de kızartma olarak tercih ederseniz, kalorileri üçe dörde katlarsınız.

2: Yemekten önce bir bardak su içmek iştahı keser:

Hem evet hem de hayır diyebiliriz. Su eğer yemekle birleştirildiyse, iştahı hafifletmekte yardımcı olur. Örnek olarak, çorba ve meyve suyunu gösterebiliriz. Yapılan bir araştırmada, bir grup kadına tavuk çorbası içirilirken, diğer gruba ise bir bardak su ve pirinçli tavuk yemeği yedirildi. Dr. Elizabeth Somer önderliğinde yapılan bu çalışmada, tavuk çorbası içen grup kendini daha doymuş hissederken, bunun yanında yüzde 27 daha az kalori almış oldu. Bu kuralın sadece bir istisnai durumu bulunuyor... Bazen açlık ve susuzluğu karıştırıyor olabilirsiniz. Kendinizi çok aç hissettiğiniz zamanlarda büyük bir bardak su için. Biraz bekledikten sonra hala açlık hissetmiyorsanız, vücudunuzun o an neye ihtiyacı olduğunu çözüp, gerekeni yapmışsınızdır.

3: Karides, istiridye gibi su kabukluları, kolestrol açısından çok zengindir:
Bir tarafta bu önermenin doğruluk payı vardır. Bir avuç karidesin, günlük kolestrolünüzün 3/1 fazlasına denk geldiği de doğrudur. Fakat ilginç olan bir durum var ! Karidesler doymuş yağ oranı açısından düşük değerlere sahiptir ve sağlıklı omega 3 yağ asitlerini bünyelerinde bulundururlar. Güney Kaliforniya Üniversitesi kapsamında yapılan çalışmada, karides ve diğer su kabuklularının her hafta 1 kez tüketilmesinin, kalp krizi riskini %59 azalttığı ortaya çıkıyor

4: Ara sıra yenilen fast-food zararlı değildir:

Aslında bu noktada 'ara sıra' teriminin sizin için ne ifade ettiği önemlidir. Eğer 'ara sıra' sizin için her Cuma akşamı demekse, bu önerme sizin için doğru olmaz. Eğer her birkaç ayda bir anlamına geliyorsa ve vücut ölçüleriniz sağlıklı değerlerdeyse, hatta bol sebze, badem, ve tam buğday tüketiyorsanız doğrudur. Ama çok azımız tamamen istediğimiz vücutlara sahibiz. Eğer canınız çekiyor ve fast-food yemek istiyorsanız, sonrasında 1-1.5 saat yürümeyi kesinlikle ihmal etmeyin.

5: Kadınlar menapoz sonrası doğal olarak kilo alırlar:

Evet suçlanabilecek birçok şey var! Akneden tutun da pre-menstural sendromun dahilindeki hormon değişikliklerine kadar! Bu noktada, fiziksel egzersizlerin kesilmemesi gerekiyor. Eğer ki düzenli egzersize devam edilirse, birbirini takiben aynı sonuçları veren çalışmaların ışığında, kadınların menopoz sonrası kilo almamaları sağlanabiliyor. Tek sır egzersizde!

6: Gazlı içeceklerin diyetleri zarar vermez:

İlk olarak size gerçek öneriyi verelim. Su, taze sıkılmış meyve suyu ve yeşil çaydan asla vazgeçmeyin. Bu içecekleri diyet gazlı içeceklerin yerine mümkün olduğunca fazla tüketin. Hem diyet hem de diyet olmayan gazlı içecekler, böbrek rahatsızlıkları ve kalp hastalıkları riskini artırır, bununla beraber diş minelerine zararlı asitleri barındırırlar

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #13 : 01 Mayıs 2008, 15:51:28 »
ÇOCUKLARA BASKI, 'TİK' YAPIYOR

Çocuklarda tiklerin oluşmasında anne-baba ve öğretmen büyük rol oynuyor. Çocuğun her davranışını kontrol etmeye çalışan yetişkinler, çocukta kaygıyı artırıyor ve istem dışı hareketlerin oluşmasına sebep oluyor

Çocuklarda tiklerin oluşmasında anne-baba ve öğretmen büyük rol oynuyor. Çocuğun her davranışını kontrol etmeye çalışan yetişkinler, çocukta kaygıyı artırıyor ve istem dışı hareketlerin oluşmasına sebep oluyor.

Bu noktada tedavi için yetişkinlere büyük görev düşüyor. Tikler çocukların yüzde 12-14'ünde 3-10 yaşları arasında görülüyor. Çocuklarda ortaya çıkan tiklerin çoğu erişkin yaşa gelmeden kaybolurken, bazı kişilerde erişkin dönemde de kalıcılığını koruyabiliyor. Tikler, genellikle karşıdaki insanın dikkatini çeken ve sahibini rahatsız eden bir davranış olarak görülüyor. Çocuklarda görülen; yineleyici, istem dışı, amaca yönelik olmayan; ancak baskılanabilen göz kırpma, burun çekme, boğazını temizleme gibi garip hareket ve ses çıkarmalar, tik olarak adlandırılıyor. Tikleri söndürme ve yok etmede, aile öğretmen işbirliği önemlidir. Öğretmenin bilgilendirilmesiyle sınıfta çocuk için daha olumlu ve destekleyici bir çevre sağlanabilir

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı destina_

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 947
  • Karma +1/-0
    • Profili Görüntüle
Saglık
« Yanıtla #14 : 19 Eylül 2008, 22:21:18 »
Havuç dilimi insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir.

Domateste kalpte olduğu gibi dört odacık vardır ve kırmızı renklidir. Bütün araştırmalar domatesin kalp ve kan için faydalı olduğunu göstermiştir.


Üzüm salkımı kalp şeklindedir, her bir üzüm tanesi kan hücresi gibi görünmektedir ve araştırmalar üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.


Ceviz küçük bir beyin görünümündedir. Ve beyin fonksiyonlar için faydalıdır.


Fasulya böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.



Sap kereviz, Çin lahanası ve Rhubarb (bizde yok) kemiklere benzer. Bu gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 dür. Gıdanızda yeterli sodyom yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır
.


Tatlı patatesin görünümü pankreasa benzer ve şeker hastalarının glisemik indeksini dengeler.


Soğan vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitelyal katlarının yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur




Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter


Konuyu Paylaş

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt / Gösterim Son İleti
question
ben laborant ve veteriner sağlık ön lisans mezunuyum, kpss ile sağlık teknikeri

Başlatan zulalibili@gmail.com

0 Yanıt
1287 Gösterim
Son İleti 23 Haziran 2014, 21:50:09
Gönderen: zulalibili@gmail.com
xx
SAĞLIK YÖNETİMİ

Başlatan M_MUSLU

0 Yanıt
1488 Gösterim
Son İleti 23 Ocak 2013, 00:51:30
Gönderen: M_MUSLU
xx
Saglik teknikerligi

Başlatan Engin Kılavuz

1 Yanıt
1298 Gösterim
Son İleti 19 Ekim 2014, 21:36:18
Gönderen: Dogan
question
Saglık teknikeri

Başlatan murat kaya

0 Yanıt
237 Gösterim
Son İleti 17 Ekim 2016, 23:52:27
Gönderen: murat kaya
question
VETERINER SAGLIK TEKNISYENI

Başlatan sinan YILDIRIM

2 Yanıt
2085 Gösterim
Son İleti 17 Ocak 2013, 11:37:06
Gönderen: sinan yıldırım
xx
LABORANT VE VETERİNER SAĞLIK

Başlatan denizkılınç

0 Yanıt
1139 Gösterim
Son İleti 01 Kasım 2014, 20:11:36
Gönderen: denizkılınç
xx
VETERINER SAGLIK TEKNISYENI

Başlatan sinan yıldırım

0 Yanıt
1564 Gösterim
Son İleti 17 Ocak 2013, 11:43:01
Gönderen: sinan yıldırım
xx
laborant ve vetereiner saglık

Başlatan lab.vet

0 Yanıt
652 Gösterim
Son İleti 02 Aralık 2014, 11:51:18
Gönderen: lab.vet
 

mebbis