28 Kasım 2014, 21:06:37

 

 

 

Gönderen Konu: ÖÐRENME PSİKOLOJİSİ DAVRANIŞÇI ÖÐRENME KURAMLARI  (Okunma sayısı 24064 defa)

Çevrimdışı LGmax

  • Kıdemli Üye
  • ****
  • İleti: 475
  • Karma +0/-0
    • Profili Görüntüle
KLASİK KOŞULLANMA (TEPKİSEL ŞARTLANMA)
Klasik koşullanma; başlangıçta nötr olan uyarıcıya organizmanın tepki vermeyi öğrenmesidir. Klasik koşullanma yolu ile öğrenmeyi Pavlov açıklamıştır. Köpeklerin yiyecek vermeden salya salgılamaları dikkatini çekmiştir. Oysa bu durum yiyecek verildikten sonra oluşmalıdır. Köpekler Pavlov'un ayak seslerini duyunca salya salgılamaya başlamışlardır. Pavlov (1849-1936) bu durumu deneysel ortamda ayrıntılı olarak incelemiştir.
Klasik koşullanmanın 3 temel kuralı vardır;
1-Koşulsuz uyarıcı doğal bir uyarıcı olmalıdır (et).
2-Koşulsuz uyarıcı ile koşulsuz tepki arasında doğal bir bağ olmalıdır.
3-Uyarıcı tepkiden hemen önce verilmelidir.
KOŞULLANMA PROGRAMI
İŞLEM
SIRASI   1.UYARICI   2.UYARICI   TEPKİ
1   ZİL(NÖTR)   -   YOK
2   ZİL(NÖTR)   ET(ŞARTSIZ)   SALYA(ŞARTSIZ TEPKİ
3   ZİL(NÖTR)   ET(ŞARTSIZ)   SALYA(ŞARTSIZ TEPKİ
4   ZİL(NÖTR)   ET(ŞARTSIZ)   SALYA(ŞARTSIZ TEPKİ
5   ZİL(ŞARTLI)   -   SALYA(ŞARTLI TEPKİ
6   ZİL(ŞARTLI)   -   SALYA(ŞARTLI TEPKİ



Koşulsuz uyaran: Doğal olarak organizmanın tepkide bulunacağı uyarandır. Yiyecek, içecek, acı, şok, limon suyu
Koşullu uyaran: Doğal ortamda organizmanın doğal uyaranlardan birine verdiği tepkiyi vermeyeceği uyarandır. Zil, ışık, iğne resmi, limon resmi vb.
Koşulsuz tepki:Organizmanın doğal ortamda koşulsuz uyaranı aldığında gösterdiği doğal tepkilerdir. Örnek: Et yenirse salya akar, iğne batırılırsa canı yanar
Koşullu tepki:Organizmanın koşullu uyarana gösterdiği tepkidir.
öğrenilmiş davranışa temel olan doğal uyarıcı bulunabiliyorsa o zaman davranışın klasik koşullanma yöntemiyle öğrenildiği söylenebilir. Klasik koşullanma bir "tepkisel şartlanmadır". Yani yeni bir uyarıcının tepki oluşturma gücünü kazanmasıdır.
Örnek, kediye toptan korkmayı öğretebiliriz, ayıların tef çalındığında oynamaları da aynı şekilde bir öğrenmedir.
Matematik öğretmenini seven çocuk matematik dersini sever. Beyaz kediden korkan çocuk pamuktan da korkar. Genç kız arkadaşının hoşlandığı müzikten hoşlanır.
Klasik şartlanma ile insanlarda:
•   Korkular hızla şartlanabilir
•   Şartlanma için duygular kullanılabilir
•   Reflekslerden yararlanılabilir
Öğrenilmiş davranışa temel olan doğal uyarıcı bulunabiliyorsa o zaman davranışın klasik koşullanma yöntemiyle öğrenildiği söylenebilir. Klasik koşullanma bir "tepkisel şartlanmadır". Yani yeni bir uyarıcının tepki oluşturma gücünü kazanmasıdır.
KLASİK KOŞULLANMANIN TEMEL KAVRAMLARI
Bitişiklik: Bu koşullanma türünde koşullu ve koşulsuz uyarıcıların verilme zamanları birbirine yakın olması önemlidir. Koşullu ve koşulsuz uyarıcıların arka arkaya verilmesi olayı bitişiklik olarak adlandırılmaktadır. 3-5 sn.
Pekiştirme:Koşullanmanın gerçekleşmesi için önemli bir başka ilke ise pekiştirmedir. Klasik koşullanma deneyinde pekiştirme, koşulsuz uyarıcının meydana getirdiği etkidir. Koşulsuz uyarıcı pekiştireç görevi görmektedir.
 Pavlov koşulsuz tepkiyi salyayı meydana getiren koşulsuz uyarıcıya birincil pekiştireç, koşullu tepkiyi (salya) meydana getiren koşullu uyarıcıya da ikincil pekiştireç adını vermektedir.
Sönme: Koşullanmadan bir süre sonra pekiştireç verilmezse koşullu uyarana koşullu tepkinin verilmemesidir. Koşullu uyarıcının, koşullu tepkiyi oluşturmaması durumudur.
Pavlov' un deneyinde; koşullu uyarıcı olan ses, koşullu tepki olan salya davranışına neden olmuyorsa sönme gerçekleşir. Sönmenin gerçekleşmesi için, koşulsuz uyarıcı (yiyecek) olmadan koşullu uyarıcının (ses) verilmesi gerekir.
Dereceli şartlandırma (Üst düzey şartlandırma): Herhangi bir şartlı uyarana karşı kazanılan şartlı tepki organizmaya yerleştikten sonra aynı sistem içinde yürütülen çalışmalarla başka bir şartlı uyarıcıya karşı da şartlanmanın oluşmasıdır.            
Kendiliğinden geri geime:Koşullanmaya bir süre ara verilmesine karşın Koşullu uyarıcının (zil) verildiği durumlarda deneğin koşullu tepkiyi (Salya) gösterdiği gözlenmiştir. Bu durum Kendiliğinden geri gelme olarak adlandırılır.
Genelleme:Aynı türden olan ya da birbirine benzer uyarıcıya karşı daha önce kazanılan tepkinin verilmesidir.
Önemli koşullanma ilkelerinden birisi olan genelleme, Koşullu uyarıcının benzerlerine de koşullu tepkinin gösterilmesidir.
Bu deneyde verilen ses koşullu uyarıcıdır. Orijinal sese benzer farklı seslerde verildiğinde deneğin salya salgılaması bir genellemedir.
Ayırt etme:Genellemenin tersi ayırt etmedir. Koşullu uyarıcının benzerlerine koşullu tepkinin ortaya çıkmamasıdır.
Birbiriyle yakınlıkları olsa bile uyarımlar arasındaki farkı anlayabilmedir.
 Örneğin deneğin farklı tonlardaki sesi ayırt ederek orijinal ses dışındaki seslerde koşullu tepkiyi (salya) göstermediği gözlenmiştir.
Öğrenilmiş Çaresizlik:Organizma ne kadar çaba harcarsa harcasın durumunu değiştiremeyeceğini öğrenmesidir Bu durumda pasif kalmakta ve pasifliğini tüm istenmeyen durumlara genellemektedir. Belirtileri; pasiflik, korku, depresyon ve sonucu kabullenmeye istekliliktir.
Gölgeleme:İki koşullu uyarıcının aynı anda verilmesi durumudur. Uyarıcılardan biri diğerine göre daha güçlü olduğu durumda koşullu tepki güçlü olan uyarıcıya verilir. Bu olaya gölgeleme denir.
Ses ve ışık birlikte verildiğinde Salya tepkisi sese verilirken ışığa verilmemiştir. Ses uyarıcısı ışık uyarıcısını gölgelemiştir.
Kaçınma Koşullanması: Bir kişiden, bir nesneden veya bir durumdan kaçınmayı öğrenme klasik ya da operant olabilmektedir. Kaçınma şartlanmasının ortaya çıkması için önce korku ve kaçma şartlanmasının olması gerekmektedir. Bunlardan korku şartlanması klasik, kaçma ise operant şartlanmaya girmektedir. Albert'in beyaz tavşandan korkması korku şartlanmasına ömektir. Nötr bir uyancıyla korku tepkisinin eşleştirilmesine korku koşullanması denir.
Örnek:Bir köpek tabanı elektrik şoku vermeye elverişli bir kutuya konur. Kutunun önünde bir bölme olup, elektrik şoku verildiğinde köpek.-bu bölmeden atlayıp şoktan kurtulma olanağına sahiptir. Köpek ilk zamanlar şokun devamında havlamak, zıplamak, dolaşmak gibi çeşitli hareketler yaparak şoktan kaçmaya çalışmış fakat kaçamamıştır. Sonunda bölmeden atlamanın kendisini şoktan kurtardığını öğrenmiş ve şoktan kaçınmayı başarmıştır.
Sistematik duyarsızlaştırma:Korkuların ve fobilerin ortadan kaldırılmasına yöneliktir.kişye korkutugu nesne kendisini rahatsız etmeyecek şekilde yaklaştırılarak korkmaması sağlanır.

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Kpss Forum Kpss Soruları , 2013 kpss 2013 kpss soruları, kpss sonuçları

 

 

 


Çevrimdışı LGmax

  • Kıdemli Üye
  • ****
  • İleti: 475
  • Karma +0/-0
    • Profili Görüntüle
ÖÐRENME PSİKOLOJİSİ DAVRANIŞÇI ÖÐRENME KURAMLARI
« Yanıtla #1 : 11 Şubat 2008, 19:17:28 »
EDİMSEL (OPERANT) KOŞULLANMA (Skinner)
Skinner; Davranışlarımızın büyük bir çoğunluğu içinde bulunduğumuz çevresel koşulları değiştirebilen davranışlardır. Bunlar tepkiden farklıdır. Tepkiden farklı olduğu için bu davranışlara edimsel (operant) adını  vermiştir. Ders çalışmak,    işe gitmek,konuşmak,okumak,  yazmak,   problem çözmek,çevremizde sevilen   biri olmaya çalışmak gibi    yaşamımızı     sürdürürken gerçekleştirdiğimiz   davranışların   büyük   bir   bölümü edimseldir. Skinner, kendisinin geliştirmiş olduğu skinner kutusu ile bilinmekte aynı zamanda programlı öğretimin kurucusudur. öğretme makineleri kavramından bahsetmiştir. Organizmanın günlük davranış repertuarında bulunan bir davranışın pekiştirilmesi ve böylelikle aynı davranışın yeniden ortaya çıkmasının ya da ceza ile ortaya çıkmamasının sağlanmasıdır. Bir davranışın sonuçları olumlu olursa o davranışın görülme sıklığı artar. Davranışın sonucunda organizmanın aldığı karşılıklar pekiştireçlerdir.
Örnek: Skinner kutusundaki fare manivelaya basıncaya kadar bir sürü davranış yapar. Daha sonra tesadüfen manivelaya basar. Bunun sonucunda pekiştireç alır. Pekiştireç alınca farenin manivelaya basma davranışmı yeniden gösterme olasılığı artar.
Örnek: Köpeklere attığımız topu geri getirmelerini öğretmek.
Edim: Herhangi bir ihtiyaç durumunda organizmanın kendiliğinden ortaya koyduğu davranışlara denir. Operant öğrenmede önemli olan davranışın sonucu ve doğurduğu etkidir. Davranışın organizmanın belli bir gereksinimini gidermesi önemlidir. Operant öğrenmede organizma eylemlerinde serbesttir, düşünme ve eylemlerini seçme sansına sahiptir.
Edimsel koşullanma ödüle götüren ya da cezadan kurtaran bir davranımın yapılmasını öğrenmektir. Hoş olan veya hoş olmayan sonuçların bireylerin davranışlarında yarattığı değişikliklere denir.
Örnek; Dil öğrenme, Tenis oynamayı öğrenme, birçok sosyal davranışlar, problem çözme
 
Davranış sonucunda organizmanın hoşuna giden bir durum ortaya çıkar. Örneğin yeni aldığınız bir kazağı giydiğiniz zaman arkadaşlarınız "Kazağın çok güzel, sana çok yakışmış" derse, o kazağı giyme davranışınız devam eder. Davranışın sonucunda organizmanın hoşuna gitmeyen bir durum ortaya çıkarsa. Yeni kazağınızı giydiğiniz gün değer verdiğiniz bir arkadaşınız size yakışmadığını söylerse, o kazağı artık giymek istemezsiniz.
Skinner operant koşullanmayı klasik koşullanmadan farklı olarak T-U şeklinde formüle etmiştir.
Tepki (Davranış Tesadüfen keşfedilir, fare manivelaya tesadüfen basar, ardından pekiştireç alır.
Klasik koşullanma ile operant koşullanma arasındaki farklar aşağıda verilmiştir;

KLASİK KOŞULLANMA                                         OPERANT KOŞULLANMA
Organizma pasiftir                                                  Organizma aktiftir
Uyarıcıya yönelik tepki vardır. Fizyolojiktir.   Tepki rastlantısaldır, fizyolojik değildir.
Uyarıcı bellidir. (ses, ışık)Uyarıcı belli değildir.       Kafesteki her şey olabilir.
Pekiştirme yapılan davranımdan bağımsızdır   Pekiştirme yapılan davranıma bağımlıdır. Sonra verilir.
Pekiştireç: Koşulsuz uyarıcıdır.                          Koşutlu koşulsuz kavramları yoktur. Bunu yerine, olumlu,                                      olumsuz pekiştireç kavramları vardır.
Her ikisinde de genelleme, ayırt etme ve sönme vardır.

                                                          PEKİŞTİREÇLER

Pekiştireç: Davranışın ortaya çıkma olasılığını arttıran her türlü uyarıcıya denir.
 
Birincil Olumlu Pekiştireç
Organizmayı doğal olarak pekiştiren ve organizmanın yaşaması ile ilgili olan pekiştireçlerdir. Doğuştandır. örnek: Yiyecek, su, güvende hissetme
İkincil Olumlu Pekiştireç
Herhangi bir nötr uyarıcının olumlu birincil pekiştireçlerle ilişkilendirilmesiyle olumlu pekiştireç özelliği kazanan uyarıcılardır. Örnek: Para, statü, gülümseme, başını okşama, yıldız verme
Olumsuz Pekiştireç
Ortamdan çıkarıldığında davranışın yapılma sıklığını artıran uyarıcılardır.
Birincil Olumsuz Pekiştireç:Organizmaya zarar veren, yaşamı tehdit eden uyarıcılardır. Doğuştandır. Yüksek ses, şok vb.
İkincil Olumsuz Pekiştireç: Sonrada öğrenilen uyarıcılıardır.yoksun bırakma da denit.


CEZA
Bir davranışın arkasından gelen ve organizma için hoşa gitmeyen bir durum yaratan uyarıcılardır.
Ceza kendi içinde iki gruba ayrılır. I. Tür ceza ve II. Tür ceza.
I.Tür ceza: Fizikseldir. Dayak Hoş olmayan uyarcı ortama verilir.
II. Tür Ceza: İstenmeyen davranışın ardından ortamdan hoş olan bir uyaranın çekilmesidir. Ceza verildiğinde;
alınmalıdır
.
 
PEKİŞTİRME TARİFELERİ

Sürekli Pekiştirme: Her doğru davranış pekiştirilir. Davranış çabuk yerleşir, Çabuk kaybolur.
Aralıklı Pekiştirme: Pekiştireç çok sık verilirse değerini yitirir ve pekiştireç olma özelliğini kaybeder. Bu nedenle öğrenme gerçekleştikten sonra pekiştireçler belli aralıklarla verilmelidir.
Sabit Oran Aralıklı Pekiştirme: Belli sayıda tekrar edilen davranış pekiştirilir. Davranış yavaş kayboîur, yavaş yerleşir. Örneğin işçilere ürettikleri parça başına ücret verilmesi bu tür pekiştirmeye örnek gösterilebilir. Okulda da öğrencilere yaptıkları her ödev için not ya da yıldız verilmesi, doğru yanıtladıkları her 5 problem için tam puan verilmesi, sabit oranlı pekiştirmedir. Bu durumda öğrenciler yaptıkları doğru davranış sayısını artırarak istediği kadar pekiştireç alabilirler.
Değişken Oran Aralıklı: Farklı sayıda tekrar sonunda davranış pekiştirilir. Davranış çok yavaş kaybolur, çok yavaş yerleşir. Öğretmenin bir seferinde 5 problemi doğru çözeni, diğer seferinde 7 problemi doğru çözeni ödüllendirmesi bu tür pekiştirme tarifesine örnek verilebilir.
Sabit Zaman Aralıklı Pekiştirme: Davranış belirli zaman aralıkları sonunda pekiştirilir. Yavaş kaybolur, yavaş yerleşir. Memur maaşları, günlük yevmiyeler, öğrenciler için teneffüsler bu tip pekiştirmelere örnektir.  Öğrencilerin yazılı ve sözlü sınavlardan önce çalışıp,    sonra çalışmamaları verilebilir.
Değişken Zaman Aralıklı Pekiştirme: Davranış değişen zaman aralıkları sonunda pekiştirilir.
Çok yavaş kaybolur,   çok yavaş yerleşir.   Okulda öğretmenin, öğrencilerin bazı başarılarını pekiştirmesi,
arada sırada yüksek puan vermesi.
*** en iyi pekiştirme, değişken oranlı pekiştirmedir. Kumar alışkanlığı buna örnektir.

Premack ilkesi (Büyükannenin Kuralları)
Davranışın davranışlarla pekiştirilmesidir. Organizmanın sıralamasında alt sıralarda yer alan bir davranışı yaptırmak için üst sıralarda yer alan bir ihtiyacın pekiştireç olarak kullanılmasıdır. Çok sık görülen (tercih edilen) davranış pekiştireç olarak kullanılarak, az gösterilen (tercih edilmeyen) davranış ortaya çıkarılmaya çalışılır.
Örneğin, sebze yemeğini sevmeyen, ancak tatlıyı çok seven   bir   çocuğa,   sebze   yedirmek   için   "Sebze yemeğini bitirdikten sonra, tatlı yiyebilirsin" denebilir. "Şu kadar yazı yazarsanız, teneffüse çıkabiürsiniz" şeklinde okulda da çok kullanılır.

Simgesel Ödülle Pekiştirme
Davranışı değiştirmek için doğrudan ödül yerine o ödüle ulaştıran simgesel ödüllerin kullanılmasıdır. Ççocuğa şeker, oyuncak, sokağa çıkma izni gibi doğrudan doğruya ihtiyacını karşılayacak bir ödül yerine, yıldız, puan, oyuncak, para vb. simgesel ödüller verilir. Çocuk bu simgesel ödülleri toplayarak daha sonra gerçek ödüle dönüştürür. Simgesel ödülle pekiştirme, okulda özellikle yavaş öğrenen ve özürlü çocuklarda, akademik ve sosyal davranışların geliştirilmesinde etkili bir biçimde kullanılabilir. Simgesel ödülle pekiştirme, bir program çerçevesinde düzenlenir. Bu programı öğretmen kendisi hazırlayabileceği gibi,öğrenciyle birlikte de
 hazırlayabilir. Program hazırlanırken aşağıdaki işlemlerin yapılması gerekir.
Değiştirilmek istenilen davranışların belirlenmesi: Programın başarıya ulaşması için öncelikle öğrencide hangi davranışların değiştirilmek istendiğine karar verilmesi gerekir. Bu amaçla öğrencinin sınıftaki davranışları incelenir ve bu davranışlardan istenen ve istenmeyenler belirlenir.
Değiştirilecek davranışlar belirlendikten sonra simgesel ödülün ne olacağına ve her davranışın karşılığında kaç simge verileceğine öğrencilerle birlikte karar verilir. Simgesel ödül, öğrencinin adına açılan bir kartona yıldız çizme ya da yapıştırma, boncuk verme, renkli kartonlardan yapılmış küçük çiçek figürleri vb. olabilir. Simgeler belirlendikten sonra elde edilen simgelerin nasıl harcanacağına, yani birincil pekiştireçlerin neler olacağına ve bunlarm kaç simgeye bedel olduğuna karar verilmesi gerekir. Pekiştireçler seçilirken öğrencinin ihtiyaç ve tercihleri göz önünde bulundurulmalıdır. Pekiştireçlerin bedeli, çocuk için çekiciliğine göre, çocukla birlikte belirlenmelidir.
Biçimlendirme / Şekillendirme / Kademeli Yaklaştırma
Amaca götürücü alt düzey davranışları belirleme ve pekiştirmedir. Alt düzey amaçlar gerçekleştikçe pekiştirme yukarı çekilir. Biçimlendirme, beklenen davranışa yakın olarak görülen bir tepkinin pekiştirilmesiyle başlayan ve kademeli bir şekilde istenen tepkiye daha yaklaşan tepkilerin pekiştirilmesi ve en sonunda da istenen tepkinin kazandırılmasıyla sonlanan bir süreçtir. Örnek: çocuğun konuşmayı öğrenmesi, aşarılı bir öğrenci olması, bir hayvana takla atmayı öğretmek
Edimsel koşullama süreci normal koşullarda çok zaman alır. Skinner kutusuna konan hayvanın kendi başına manivelaya basarak yiyeceği elde etmesi beklenirse, hayvan ya ölür yada tesadüfen yiyeceği elde etmeyi öğrenir. Oysa edimsel koşullamada bir başka yaklaşım olan biçimlendirme ile hayvanın daha kısa sürede yiyeceği elde etmesi sağlanabilir. Biçimlendirmenin temeli, organizmanın beklenen en yakın tepkisi pekiştirilerek, kademe kademe amaç davranışa ulaşmasını sağlamaktır.Ömek: Rövaşata ile go! atmayı öğretmek.
Edimsel koşullanmanın getirdiği ilkeler günümüzde halen geçerliğini korumaktadır. Edimsel koşullanma özellikle çocuk eğitiminde, sınıfta disiplinin Sağlanmasında, psiko-motor ve duyuşsal davranışların kazandırılmasında önemli rol oynamaktadır.
Batıl davranış; Tesadüfen meydana gelen iki olay batıl davranışın gelişmesine neden olabilir. (Tesadüfi pekiştirme)

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Kpss Forum Kpss Soruları , 2013 kpss 2013 kpss soruları, kpss sonuçları

ÖÐRENME PSİKOLOJİSİ DAVRANIŞÇI ÖÐRENME KURAMLARI
« Yanıtla #1 : 11 Şubat 2008, 19:17:28 »

 

 

 


Çevrimdışı LGmax

  • Kıdemli Üye
  • ****
  • İleti: 475
  • Karma +0/-0
    • Profili Görüntüle
ÖÐRENME PSİKOLOJİSİ DAVRANIŞÇI ÖÐRENME KURAMLARI
« Yanıtla #2 : 11 Şubat 2008, 19:17:59 »
ARAÇSAL KOŞULLANMA (Thorndike) BAÐLAŞIMCILIK
Thorndike'ın kuramı Bağ kuramı, bağlantı ya da çağrım yoluyla öğrenme olarak da bilinir.Bu kuram, iki uyarıcının aynı anda tekrar tekrar ortaya çıkmasıyla iki uyarıcının bağlantılı duruma gelmesi ve birinin diğerini hatırlatması temeline dayanır.
Bağlaşımcılık
Thorndike çağrışımı, duygusal uyarıcılar ile harekete geçiriciler arasında kurulan bir bağ olarak görmektedir. Bu nedenle onun kuramı bağlaşımcılık olarak adlandırılmaktadır. İlgilendiği konu sadece uyarıcı koşullar ve davranış eğilimleri değil, aym zamanda uyarıcı ve tepkiyi bir arada tutan şeyin ne olduğudur. Thorndike, uyarıcı ve tepkinin sinirsel bir bağla bağlandığına ifade etmiştir.
Seçme Ve Bağlama
Thomdike'a göre öğrenmenin en temel formu deneme-yanılma öğrenmesidir. İnsan ya da hayvan olsun, öğrenme durumunda olan organizma, belli bir problemlere karşılaştığında kendisi amaca götürmeyen başarısız tepkileri eler. Haz ile sonuçlanan, başarıya götüren tepkiler kalıcı hale gelir. öğrenici olan organizma, kafesten kaçma, bir yiyeceğe ulaşma, para kazanma gibi çeşitli amaçlara ulaşmak zorunda olduğu problemli bir durumla karşılaştırılır. Organizma amaca ulaşmak için değişik davranışlar yapar. Bunlardan bazıları amacına ulaştırır, bazıları ulaştırmaz. Öğrenen organizma aynı problemle karşılaştığında amaca ulaştıran tepkileri seçer. Thorndike bu duruma daha sonra seçme ve bağlama adını vermiştir.
Bu durumu yaptığı deneyle açıklamıştır; Kediyi bir kafese koymuştur. Kedi kafesten dışarıya çıkmaya çalışacaktır. Ancak dışarı çıkabilmesi için bir pedala basması yada bir zinciri çekmesi gerekmektedir. ilk denemelerde hayvan epeyce bir çaba harcamış ancak başarılı olamamıştır.    Kafesin içindeki her şeye saldırmış aralıklardan kaçmaya çalışmıştır. En sonunda tesadüfen pedal basmış ve dışarı çıkmayı başarmıştır. Daha sonraki denemelerde hayvan saldırma davranışını bırakarak pedala basarak dışarı çıkmıştır. Kedi burada deneme yanılma yolu ile kafesten çıkmayı öğrenmiştir.
Öğrenme Küçük Adımlarla Oluşur
öğrenme, büyük atlamalardan çok, küçük sistemli adımlarla meydana gelir. Problem çözme süresi, ardışık denemelerin sonucunda yavaş yavaş kısaldığından öğrenme birden bire iç görüsel bir şekilde değil, yavaş yavaş oluşur. Throndike'a göre öğrenme doğrudandır ve düşünme veya usa vurma yoluyla yönlendirilemez. Ona göre öğrenmede deneme yanılma yoluyla doğrudan seçme ve bağlama vardır.
Thorndike öğrenmeyi açıklarken, Pavlov'un gittiği yoldan gitmiştir. Thorndike, bir uyarıcı karşısında oluşan davranışın gelecekteki davranışları etkilediğini söylemiştir. Kedi ve köpekler üzerinde yaptığı araştırmaların sonunda kendisine ait olan öğrenme yasalarını ve bunların içinde en önemlileri olan "etki yasasını” ortaya koymuştur.

Thorndike'nin Öğrenme Kuramının Temel Yasaları;
1.   Hazır bulunuşluluk
2.   Etki (Araçsal Koşullanma)
3.   Tekrar (Alıştırma)

1-   Hazır bulunuşluluk yasası
Organizmada davranış eğiliminin mevcut olduğu durumlarda ancak öğrenmeye yönelik davranıştan söz edilir.
a)   Bir kişi,  etkinlik göstermeye hazır ise,  etkinliği yapmasına izin verilmesi ona mutluluk verir.
b)   Bir kişi etkinlik göstermeye hazır olduğu halde, etkinliğin yaptırılmaması, bireyde kızgınlık yaratır.
c)   Bir kişi etkinliği yapmaya hazır olmadığı halde yapmaya zorlanırsa kızgınlık duyar. Çocuk,   düzgün yazı yazmaya hazır ve buna izin verilirse, yazmaktan haz duyar. Çocuk, kalem tutmaya hazır, fakat eline kalem almasına   izin  verilmezse,   çocukta   kızgınlıkyaratır.   Çocuk,   düzgün   yazı   yazmaya   zorlanırsa
kızgınlık duyar.
2-   Etki yasası (Araçsal Koşullanma)
Öğrenme psikolojisine getirdiği en önemli katkı, "etki kanunu" dur. Araçsal koşullanma adı verilen etki kanununa göre tepki sonuçları tarafından kontrol edilir.
Eğer bir davranış o çevrede bir doyuma ulaşıyorsa aynı ortamda o davranışın oluşma olasılığı artmaktadır.  Sonuç olarak gelecekte bir davranış olup olmayacağının şu anki davranışlara bağlı olduğu söylenebilir.
Eğer uyarıcının yol açtığı tepkinin sonucu haz verici ise uyarıcı ve tepki arasındaki bağ güçlenir, uyarıcının yol açtığı tepkinin sonucu rahatsız edici ise uyarıcı ve tepki arasındaki bağ zayıflar. Diğer bir deyîşle, etki pekiştirilirse uyarıcı tepki arasındaki bağ güçlenir. Tepki cezalandırılırsa uyarıcı ve tepki arasındaki bağ zayıflar.
■ Thorndike'in etki kanunu, yani davranışın, sonuçları tarafından şekillendirildiği ilkesi, Skinner'in edimsel koşullanma teorisinin temellerini oluşturmuştur.
3- Tekrar yasası
Tekrar ederek öğreniriz; tekrar etmediğimizde unuturuz. Uyarıcı ve tepki arasındaki bağ kullanıldıkça güçlenir.
Buna kullanma yasası denir. Uyarıcı ve tepki arasındaki bağ kullanılmadıkça zayıflar Buna kullanmama yasası denir. Kısaca tekrar kanuna göre yaparak öğrenir, yapmayarak unuturuz.

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı LGmax

  • Kıdemli Üye
  • ****
  • İleti: 475
  • Karma +0/-0
    • Profili Görüntüle
ÖÐRENME PSİKOLOJİSİ DAVRANIŞÇI ÖÐRENME KURAMLARI
« Yanıtla #3 : 11 Şubat 2008, 19:18:29 »
1-WATSON
VVatson için en önemli şey uyarıcı-tepki ikileminin tekrarlanma sıklığıdır. Basit bir labirent yapıp koridorun sonunda yiyecek koydu. Labirentte koşmayı ilk kez öğrenen farenin diğer tekrarları otomatik olarak yaptığını fark etti. İlk defada bir uyarıcıyla başlayan daha sonra uyarıcısız da gerçekleşti ver davranış bir alışkanlık halini aldı. VVatson, öğrenmeyi davranış gelişiminin temel süreci olarak kabul etmiş ve " bir insan ne öğrenmişse odur." Anlayışını getirmiştir. Bu fikri ile eğitimde fırsat eşitsizliğinin önemini kafalara yerleştirmiştir
Bireyin düşüncelerini gözlemleyemeyiz ama davranışlarını gözlemleyebiliriz.
•     Davranışçıların kurucusu olarak kabul edilir. Öğrenmeyi uyarıcı-tepki bitişikliği olarak açıklamıştır.
•   Öğrenmede çevrenin (uyarıcıların) etkisi üzerinde durmuştur. VVatson, davranışın kalıtımsal olmayıp insanın çocukluğundan beri çevresindeki belli uyarıcılarla belli tepkilerin birleşmesi sonucu U-T bağlarının birbiri üzerine şartlanma yoluyla inşa edilmesi sonucunda geliştiği görüşünü savunur.
•   Bütün davranışlar koşullanma yoluyla öğrenilebilir.Bebekler koşullanma  yoluyla,  suçlu,  müzisyen,ressam haline getirile bilir. Yani insan, koşullanma yoluyla her kişiliğe getirilebilir.


Korku koşullanması
Küçük bir çocuk (Albert) beyaz renkli fare ile oynarken arkasından ani bir gürültü (ses) yapılarak fareden korkması sağlanmıştır. Çocuk bundan sonra gördüğü beyaza benzer her şeyden (beyaz sakallı dede, beyaz oyuncak) uyarıcı genellemesiyle korkmuştur.
 
Sistematik duyarsızlaştııma
Tepkiye neden olan durum parçalara ayrılıp her parçada duyarsızlaştırma yapılır. Korku öğrenilmişse, korkmama da öğrenilir. Bunun için önce çocuğa korktuğu şeyden (fare) korkmayan çocukların oynadığı bir oyun, tv. filmi izlettirilmiştir. Daha sonra sevmediği şey (fare) yavaş yavaş gösterilerek (fare bir kafes içerisinde yavaş yavaş yaklaştırılır) korku ortadan kaldırılmıştır,
•   Okulda matematik problemi çözmekten   zevk almayan bir öğrenci, karşılaştığı buna benzer bir başka     matematik     problemini    de    çözmekten hoşlanmaz.
•   Koşullanmada pekiştirmeyi,   etki ilkesini ve haz duygusunu kabul etmemiştir.
•   Öğrenmede koşullu ve koşulsuz uyaranların birbirlerine çok yakın zamanlarda verilmelidir.
En son ve En Sık ilkesi
VVatson öğrenmede ödüllendirme ve ya pekiştirmeden söz etmemiş. Bunun yerine herhangi bir uyarıcıya verilecek tepki. o uyarıcıya verilen en son ve en çok tekrarlanan tepki olacaktır demiştir. Bir başka deyişle zor olan bir problemi çözmekten hoşlanmayan bir öğrenci benzer nitelikte bir problemle karşılaşınca yine çözmekten hoşlanmayacaktır.


GUTHRİE
Guthrie'ye göre çağrışımsal U-T bağlarının kuruluşunun tek yasası işaret ve tepki bitişikliğidir. Guthrie'nin önerdiği sistemde şartlı uyarıcılar aslında hareket tepkilerinin meydana getirdiği uyarıcılardır. Bu uyarıcılar alışkanlıklara bir bütünlük ve devamlılık kazandırır. Guthrie, diğer kuramcılar gibi öğrenmenin sonuçlarıyla ilgilenmez. Organizmanın hareket tepkilerine önem verir. Eğitimde ikaz etme ve tavsiyede bulunma yerine doğru davranışın bizzat yaptırılması gerekir.
•   Öğrenmenin tek yasası bitişikliktir.
Bitişikliği; bir uyarıcıya karşı yapılan tepkinin daha sonra aynı (benzer) uyarıcıyla karşılaşıldığında da gösterilme eğilimi olarak açıklar.
•   Bitişikliği uyarıcı-tepki bitişikliği olarak ele alır.
•   Yaptığımız şeyi öğreniriz,   tekrarlar beceriyi geliştirir.
•   öğrenmede ödüle veya pekiştirmeye gerek yoktur.
•   Ceza bitişikle ilgilidir. Eve her girdiğinde mantosunu ve çantasını yere atan çocuğunu
annesi her seferinde azarlar ve onları yerine astırır bu hep böyle devam eder. Daha sonra annesi kızının manto ve şapkayı atmasını saptayan uyancının onu azarlaması olduğunu anlayarak diğer seferinde manto ve çantasını alarak dışarı çıkmasını ister ve içeri girer girmez manto ve çantayı asmasını ister. Bu kez davranış düzelir.
•   Öğrenmeye yön veren  en  önemli etmen  hazır oluştur.
           
 Kötü alışkanlıkların (öğrenmelerin) yok edilmesi


1.   Eşik Yöntem (Alıştırma Yöntemi)
İstenmeyen davranışları, istenen davranışlara dönüştürmeyi sağlayan bir öğrenme tekniğidir. Koşullandırılmış istenmeyen tepkileri söndürmeyi amaçlar. Bireyin istemediği uyarıcı en azdan en çoğa doğru belirli düzeylerde verilir.
Okula korktuğu için gitmek istemeyen gitmeyen çocuğa, eğlenceli okul öyküleri anlatılır, okul
Arkadaşlarının eve gelmesi sağlanır.   Okula yakın yerlerde gezintiye çıkılır, okul bahçesinde
oyun oynanır ve çocuk alıştırılır.

2.   Bıktırma Yöntemi
İstenmeyen davranış organizmaya bıktırıncaya ve sıkılıncaya kadar yaptırılır. Organizma istenmeyen davranışı yapmaktan sıkıldığı için davranış sönme eğilimine girer.
Bıktırma yönteminde (doyurma, taşırma da denir) bireyin ilgisini çeken herhangi bir durumla yoğun bir şekilde yüzleşmesi sağlanarak kendisine çekici gelen durum belli bir süre sonra artık bıkkınlık verecek duruma gelir.
Örnek;   Kibrit yakarak tehlike saçan bir çocuğu anne bir sürü kibrit vererek bıkıncaya kadar yakmasını
ister.
 
3. Zıt Tepki Yöntemi
Bu yöntemde istenmeyen davranışı meydana getiren uyarıcı ile birlikte, ona zıt olan onunla rekabet edebilecek istenen davranışı meydana getiren uyarıcı sunulur. Bireye yapmaktan kaçındığı ve hoşlanmadığı davranış, hoşlandığı ve yapmak istediği bir davranış ile birlikte yaptırılır .
Örneğin ; kediden korkan çocuğa annesi kedi hediye eder. Kedi korku yaratan uyarıcıdır. Anne ise sevilen güven duyulan uyarcıdır. İkisi birlikte sunulduğunda, eğer anne daha baskın bir uyarıcı ise, anneye karşı duyulan güven, kediye karşı da oluşacak, kediyi tek başına gördüğünde de ondan korkmayacaktır. Örnek: sigarayı bırakmak isteyen birinin sakız çiğneyerek sigarayı unutmaya çalışması.

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Çevrimdışı LGmax

  • Kıdemli Üye
  • ****
  • İleti: 475
  • Karma +0/-0
    • Profili Görüntüle
ÖÐRENME PSİKOLOJİSİ DAVRANIŞÇI ÖÐRENME KURAMLARI
« Yanıtla #4 : 11 Şubat 2008, 19:18:57 »
SİSTEMATİK DAVRANIŞ KURAMI (HULL)
Hull’ın teorisindeki merkezi kavram alışkanlıktır.   davranışlar, adım adım öğrenmeyle veya öğrenmenin temel mekanizması olan koşullamayla kazanılmaktadır.
o Hull,   diğer   kuramcılar   gibi   bir   çok   bağımsız değişkenin ya da davranışm bağımlı değişkenin S
üzerine nasıl etki yaptığına ilişkin bir sistem §
geliştirmiştir.   ~
Hull, mühendislik eğitimi aldığından öğrenmeyi matematiksel bir yaklaşımla açıklamaya
çalışmıştır. Hull'a göre ideal bir öğrenme kuramı Oklit (Euclid) Geometrisi gibi önerme ve teoremlerden kurulan mantıksal bir yapıya sahip olmalıdır. Bu nedenle de Hull'ın kuram oluşturma anlayışı varsayımsal tümdengelim ya da mantıksal tümdengelim olarak
adlandırıimaktadır. Hull'a göre önermeler, doğrudan test edilemeyen davranışlarla ilgili genel ifadelerdir. Dolayısıyla bunlardan doğrudan test edilebilir teoremlerin oluşturulmasına gerek vardır. Bu teoremler deneysel çalışmalarla test edilmeli, elde edilen sonuçlar teoremi destekliyorsa, önermeler ve onları oluşturan fikirler güçlenmeli, desteklemiyorsa ya değiştirilmeli ya da tümüyle reddedilmelidir. Bu tür bir kuram oluşturma, dinamik ve açık uçlu bir sistemin meydana gelmesini, yani bilimsel yöntemin uygulanmasını sağlar.   

1. Dürtüde azalma ödül niteliğini taşır. Alışkanlık gücü sistemin anahtar kavramıdır. Alışkanlık sürekli çağrışımı ifade
eder. Güç çoğalabilir ama azalmaz. Her defa uyaran ortaya çıktığında yapılan tepki hemen pekiştirilir ise bu U-T çağrışımının gücü artar. Hull'ın sistemindeki anlayış doğrultusunda tüm pekiştireçler dürtünün azalması ile ilgilidir.
2.   Dürtü,   açlık,    susuzluk,    acı    gibi   beden gereksinimlerinin eksikliği veya acı veren uyaran tarafından üretilen organizmanın geçici durumudur.Dürtülerin iki tür işlevi vardır: her dürtü durumu güçlü dürtü uyaranı üretir. Bu uyaran bedenin eksikliğini
hissettiği özei gereksinimi belirler. Dürtünün diğer işlevi ise harekete geçirici işlevidir.
3.   Hull, bir başka yönden ödülün büyüklüğü ile de ilgilenmiştir.       Davranış dizgesini,       ödülün büyüklüğünün artması, dürtüde azalma ve buna bağlı olarak alışkanlık gücünün artışı şeklinde formüle etmektedir. Daha sonra sistemine alışkanlık gücü ve dürtüye ilaveten teşvik edici güdüyü ilave etmiştir.  Ödülün büyüklüğü sadece teşvik edici
güdünün düzeyini etkiler,    alışkanlık gücünü etkilemez. Araştırmacı ödülün büyüklüğünü arttırıp, azaltarak farenin hızının azalmasını ya da çoğalmasını kontrol edebilir.  Bunun  gibi  işçinin üretimini arttırma olasılığı da mümkündür. Bu üç ara değişken dürtü, alışkanlık gücü ve teşvik edici bir arada çalışarak diğer bir ara değişkeni üretirler:
tahrik edici potansiyel.

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter


Konuyu Paylaş

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt / Gösterim Son İleti
xx
ÖÐRENME PSİKOLOJİSİ BİLİŞSEL AÐIRLIKLI DAVRANIŞÇI ÖÐRENME KURAMLARI

Başlatan LGmax

1 Yanıt
6723 Gösterim
Son İleti 11 Şubat 2008, 19:21:49
Gönderen: LGmax
xx
ÖÐRENME PSİKOLOJİSİ BİLİŞSEL ÖÐRENME KURAMLARI

Başlatan LGmax

1 Yanıt
20981 Gösterim
Son İleti 11 Şubat 2008, 19:20:30
Gönderen: LGmax
xx
ÖÐRENME PSİKOLOJİSİ İNSANCIL YAKLAŞIM KURAMLARI

Başlatan LGmax

1 Yanıt
6259 Gösterim
Son İleti 11 Şubat 2008, 19:24:05
Gönderen: LGmax
xx
Davranışçı Öğrenme Kuramları

Başlatan Dogan

0 Yanıt
2181 Gösterim
Son İleti 17 Kasım 2011, 22:22:03
Gönderen: Dogan
xx
ÖÐRENME PSİKOLOJİSİ TEMEL KAVRAMLAR

Başlatan LGmax

4 Yanıt
13344 Gösterim
Son İleti 31 Mayıs 2009, 20:12:38
Gönderen: nurci
xx
ÖÐRENME PSİKOLOJİSİ NÖROBİYOLOJİK YAKLAŞIM

Başlatan LGmax

0 Yanıt
6010 Gösterim
Son İleti 11 Şubat 2008, 19:24:47
Gönderen: LGmax
xx
ÖÐRENME

Başlatan ercig

3 Yanıt
1599 Gösterim
Son İleti 28 Eylül 2010, 18:00:24
Gönderen: murat8550
xx
ÖÐRENME SORUSU

Başlatan murashka

8 Yanıt
3021 Gösterim
Son İleti 27 Şubat 2009, 23:49:26
Gönderen: cernobil